Sezaryen Doğum (c-section)

Sezaryen Doğum (c-section)
Sezaryen doğum (c-section), vajinal doğum koşullarının gerçekleşmediği durumlarda karın ve rahim bölgelerindeki kesilerle bebeğin alındığı cerrahi bir operasyondur. Bebeğin doğum kanalında yan durması, kanama, bebeğin oksijen alamaması gibi durumlar vajinal doğuma engel olan durumlara örnek olarak gösterilebilir.

Daha küçük doğum kanalları ile daha büyük bebeklerin doğmasını sağlayan sezaryen doğum (c-section), kimi gerekli durumlarda fetusun alınması için de uygulanabilir. Vakum veya epizyotomi uygulanan normal doğumlara göre, sezaryen doğumlarda perine hasarı riski minimuma indirilmiş olur. Doğum sonrası enfeksiyon, fizyolojik travma, kan pıhtılaşması gibi problemlere karşı hastanede 1-2 gün gözetim altında kalınması gerekebilir.


Sezaryen Doğum (c-section) ve Normal Doğum

Sezaryen ile doğan bebeklerin sayısı gün geçtikçe artmakta, pek çok anne adayı, sezaryen doğum yöntemini tercih etmektedir. Sezaryen doğuma, gebelik takibini yapan hekim, gebeliğin 36 ya da 37. haftasında karar verir. Hekimin doğum şekli için verdiği kararda, elbette anne adayının doğum ile ilgili beklentilerinin de etkisi vardır, ancak hekim, asıl itibarıyla bebeğin sağlık durumunu ve annenin anatomisini dikkate alarak karar verir.


Hangi Şartlarda Normal Doğum Yapılmalıdır?

Şartlar uygunsa anne adayı, seçimini normal doğumdan yana yapabilir. Bunun için şu şartların oluşması lazımdır:
  • Bebek, gebeliğin 37. haftasında baş yönüyle geliyorsa
  • Tahmini doğum kilosu 4000 gr’ın altında ise
  • Plasenta yukarı çıkmışsa
  • Vaginal muayenenin sonucunda çatı darlığı saptanmamışsa
  • Ve anne adayının ruh durumu normal doğum için müsaitse
normal doğum tavsiye edilir. Sezaryen doğum (c-section) yapmak isteyen anneler için gebelik, normal doğum zamanından 10 ya da 15 gün önce sonlandırılır. Hekim, doğumun başlaması riskine karşı normal doğumdan önce doğumu sona erdirir.
Sezaryen Doğumun Dezavantajları


Normal Doğumda Avantaj ve Dezavantajlar

Yapılan çalışmalar, sezaryen doğum yolunun seçilmesinin insan evrimine etkide bulunacağını göstermiştir. Sezaryen bebeklerin büyüklüğü ile annelerin pelvisleri arasındaki boşluğu artırmıştır. Daha küçük pelvise sahip olan kadınların sayısı gitgide artmaktadır, buna mukabil bebeklerin baş büyüklüğü de artmaktadır.
Sezaryen doğum metodunun bilinmediği dönemlerde dar pelvisleri olan ya da başları büyük olan bebeklerin hayatta kalma ihtimali daha azdı. Sezaryen doğum, daha büyük bebeklere ve daha küçük pelvisli kadınlara hayatta kalma imkanı tanımıştır.

Şu sıralarda daha küçük doğum kanalları yaygın olduğu için sezaryen doğum (c-section) doğumlara gereksinim duyulmasını sağlıyor. Fizyolojik ve doğal bir süreç olan vajinal doğumdan hemen birkaç saat sonra anne, ayağa kalkabilir, normal aktivitelerine dönebilir.  Normal doğumda bebeklerin sıkışıp büzüşmesi akciğerler hızlı bir şekilde fonksiyon kazanır. Ayrıca normal doğum yapan annelerin bebekleri ile daha kısa sürede duygusal ilişki kurabildikleri tespit edilmiştir.

Bütün bunlara ek olarak normal doğumun bazı dezavantajları da vardır. Başlangıçta normal olacağı düşünülen doğum esnasında problemler meydana gelebilir. Doğum süresi uzayabilir, kalp atışları azalabilir, bundan dolayı da acilen sezaryen yapılmak zorunda kalınabilir.  Doğum uzarsa bebek oksijensiz kalabilir, bu da zeka–motor işlev problemlerine sebep olabilir. Ikınma yetersizliği kalp atışlarında bozulmaya neden olabilir, sezaryen doğum (c-section) ile başka sorunlar olabilir. Ayrıca normal doğumda yırtılma gibi riskler de meydana gelebilir.


Sezeryan doğum sonrası normal doğum mümkün müSezaryen Doğumun (c-section) Sebepleri

Birçok kadın, bebek başının doğum kanalından geçemeyecek kadar büyük olmasından dolayı cephalopelvik orantısızlık olarak bilinen bir problemden dolayı sezaryen doğum yaptırmak zorunda kalır. Bebeğin doğru pozisyona gelmemesi de sezaryen doğumun nedenleri arasındadır. Sezaryen doğumun artış göstermesinden dolayı doğum genlerinde meydana gelen değişimler, daha büyük bebeklerin doğmasına, bu yüzden de sezaryen doğumun tercih edilmesine yol açtı. Yani bir bakıma evrimsel bir değişim söz konusudur. Yeni doğanların büyüklüğü ile anne pelvisleri arasındaki farkın nedenlerinden biri de modern hayattaki kalori temelli beslenme şekli olabilir. Tabii ki bununla ilgili daha fazla çalışmaya ihtiyaç bulunmaktadır. Dünyanın farklı ülkelerinde hekimler sezaryen doğum (c-section) yönteminin kullanılmasında bir problem görmemektedir.


Sezaryen Doğumun Dezavantajları

Sezaryen doğumun birtakım dezavantajları vardır. Diyabet gibi herhangi bir tıbbi neden olmadıkça önerilmeyen sezaryen doğumda çocuk, anneden alması gereken birtakım yararlı maddeleri alamamaktadır. Doğum kanalında faydalı bakteriler vardır, bu bakterileri vajinal doğum esnasında yeni doğan almaktadır. Eğer tıbbi gereklilik olmadıkça sezaryen doğum yapılırsa bebek, bu bakterileri alamayacaktır. Ayrıca sezaryen doğumda astım ve obezite riski de artmaktadır. Sezaryen doğum yapan kadınlar ile normal doğum yapmış kadınlar arasında sonraki doğumlardaki canlı bebek doğurma oranı arasında da fark vardır. Sezaryen doğum yapan kadınlar, sonraki doğumlarda ölü bebek doğurma, düşük ya da plesenta problemi ile karşılaşma riskine sahiptir. Sezaryen doğum (c-section) ile doğan bebek solunum sorunları yaşayabilir. Annenin kendine gelme süresi uzar ve bu bazen 2 geceyi bulabilir.